28 Haziran 2012 Perşembe

Wristcutters: A Love Story / Bilek Kesenler: Bir Aşk Hikayesi














İntihar edenlerin yaşadığı arada kalmış ötede dünyada geçen bir yol, aşk, hayat, intihar hikayesi. Gerçek dünyadan pek bir farkı bulunmamakla, burada renkler hep solgun, gülümsemek zor ama hayat yine benzer şekilde devam ediyor. Yaşarken de bazen kendini hayata kapatırsın, ifadesiz gezersin, kafan minimum düzeyde çalışır da biraz yok olsam yokluğumu fark ederler mi diye düşünürsün ya... İşte öyle bir film. Zaten intihar etmişsin, burada buna alternatif bir hayat yaşıyorsun. Kimse bir daha intihar etmeye çalışmıyor çünkü nasıl acı verdiğini biliyorlar.
Film depresif değil sadece öyle duruyorsun, o akıyor bu sırada çok da keyif alıyorsun. Filmin sonunda, bütün film öyle durduktan sonra, durmaktan kalıplaşan yüzünüze bir tebessüm zuhur ediyor. Ruhunuzu sıkmıyor, hatta bence dinlendiriyor.
Renkler solgun demiş olsam da akılda kalan çok güzel fotografik sahneler de mevcut. Ayrıca filmde geçen Tom Waits'in ve Gogol Bordello'nun şarkıları da çok güzeldir. (Özellikle açılışta Zia'nın intihara hazırlanırken çalan Tom Waits şarkısı) Unuttukça izlenmeli. İkinci ayrıca: Mucizeler hiç beklemediğimiz, umudu kestiğiniz zaman gerçekleşir.
(Yazan: Eren)

20 Haziran 2012 Çarşamba

Burn: Şehrin Enerjisi!

Burn’ün sunduğu http://www.sehrinenerjisi.com/’da kullanıcı İstanbul’un farklı bölgelerini temsil eden sesleri, Doğuş Çabakçor ile Ozan Çolakoğlu’nun müziğiyle mix’leyip özgün şarkısını yaratabiliyor. Polis sireni, adalardan fayton sesi, metro gişesi, dolmuşçu, vapur sesi gibi bir çok sesin İstanbul haritası üzerinde temsil edildiği uygulamada, kullanıcı istediği sesleri müziğinin bir parçası haline getirebiliyor.  Kullanıcı dilerse mikrofon aracılığı ile kendi istediği sesleri de İstanbul haritası üzerine ekleyip özgün şarkısının içerisine dahil edebiliyor.

İstanbul’un seslerinden güzel bir mix yapmak isterseniz: http://www.sehrinenerjisi.com/
Facebook: http://www.facebook.com/BurnTurkiye
Twitter: https://twitter.com/#!/burn_tr

Burn


Bir bumads advertorial içeriğidir.

13 Haziran 2012 Çarşamba

Everyone Else / Diğer Herkes


               Film sakin sessiz sedasız ilerliyor ama ara ara açılan derin sıyırıklar sonlara doğru sızlıyor.. Çaresizce ne istediğini bilmeden sadece istemek kelimesini yüzeyselleştirmek gibi film..Film, işin içinden çıkılmaz klişe aşk ve alışkanlık ikileminin yazlık hali gibi..Sıcak bir mekanda güzel bir evde geçen filmi izlerken şarap içilse çokta güzel gider sonunda uyunur bile.. evet sakin..oldukça sakin.. Akşam vakitlerinde izlenildiğinde filmi bitiremeden uyuyacağınız aşikardır.denenmemeli. Imdb sakinleri filmin kara kaşına kara gözüne vermemiştir 6.6'yı diyebilirsiniz ama zaten bu tarz filmlerden daha iyisi beklenmemeli.. Ne yahudi ne de gay var filmde heralde yüksek puan almıyacak diyor ve ekliyorum..sakin sakin..çok sakin..böyle baya sakin.. ( yazan : Yusuf )

La Cara Oculta / The Hidden Face / Saklı Yüz

La cara oculta'dan saklı yüz'e gelinceye baya asimile olmuştur filmin ismi diye düşünürken çok ta birşey yazmak istemediğim beliriverdi kafamda.. Film ilerleyişi kolay tahmin edilir bir samimiyetsizlikle ilerlerken, tatminsizlik üzerine tatminkarsızlıklar altına üstüne boşluklar bilmemneler dizilmiş sonuna kadar.. aynen bu cümle gibi gereksiz bir film.. Imbd 6.7 vererek " eh ehem işşte böyle ehe baya işte yönetmen var o var kadrajlar gibi gibi böhe ehe İspanyada bu mevsim güzelidir " şeklinde olurvermiş heralde o puan ki çok yüksek değil amma film o kadar vasatki imdb ile uğraşmak daha yerinde geldi.. neyse ki filmin sonunda güzel birşeyler çalmışlarda sakinledim.. izleyin aklınızda kalıcağına zihinselinizde kalsın.. enazından "bir film nasıl çekilmemeli" ye itafen bir eğitim olur..

Son bir not.. Fragmanı koydum ama onuda izlerseniz filmi izlemeden siz bile çekebilirsiniz.. ( Yazan : Yusuf )

8 Haziran 2012 Cuma

Bu Kafalara Ulaşmak İçin Ne Gerekir?

Oyun Linki : http://www.facebook.com/rufflesturkiye/app_298027463617532

Ruffles, reklam filmlerindeki “böyle kafalar” konseptini internete de taşımış, Türkiye’nin ilk Goldberg projesini yapmış! Adına ise Ruffles MAX Machine denmiş... Böyle bir makine gerçekten de olsa olsa “böyle kafalar”dan çıkardı!

Ruffles Max’ın lansmanı için hazırlanan videoyu yeterince dikkatli izlerseniz, üzerlerinde soru işareti bulunan kutuları görebilirsiniz. Kutuların içinde ne olduğunu da bilirseniz o zaman ödüllerden ödül beğenirsiniz. Çünkü Ruffles, videoya kutular gizleyerek Facebook üzerinden oynanabilen bir oyun yaratmış ve videoyu interaktif bir hale getirmiş. Yukarıdaki link sizi oyuna götürecektir. Düzenekte kullanılan malzemelerden bazıları da kısaca şöyle:

- 2 adet 74 model Mini Cooper (Bayandan)
- 3 barbekü (hepsi yandı)
- 2.3 km ip ve 1.5 kilo barut
- 327 adet okey taşı
- 7 çamaşır makinesi
- 3750 parça LEGO
- 800 adet tahta
- 630 balon ve daha niceleri...

Ayrıca Ruffles videoyu daha eğlenceli yapmak için onu sonunda ödül de bulunan bir oyuna dönüştürmüş. Ödüller bomba:

- Adidas 1000 TL hediye çeki
- iPad 3 (Yeni)
- iPhone 4S
- PS Vita
- AR Drone
- Oyun koltuğu

Size tavsiyem dikkatli izleyin!


Bir bumads advertorial içeriğidir.

3 Haziran 2012 Pazar

Happythankyoumoreplease - Mutluyum Devam Et

Uzun aradan sonra ve bilgisayarımı tamir ettirdiğime göre artık film izleyip birşeyler yazmalıydım.
Neyse seçtiğim film ise pazar günü öğleden sonra sanki muhabbet eder gibi izlenen, How I Meet Your Mother dizisinin Ted'inin yazıp yönetip bir de üstüne oynadığı: Happythankyoumoreplease. (Türkçeye çevrimini yine beğenmediğim filmlerden biri.) Josh Radnor kendinin yazıp, yönetip, oynadığından da anlaşılacağı için kendine kişisel bir film çekmiş. Sanki şöyle düşünmüş, ben olsam şöyle bir film yapardım, şöyle yazardım gibi.
İnsanı yormayan bir film. Pazar günü biranızı alıp, ya da kahvenizin içine viski koyup tatlı tatlı izleyebilirsiniz.
Bir kaç replik vermek gerekirse, filmin sonlarına doğru Annie Sam'e"Hani insanlar der ya, güzellik insanın içindedir diye. Tamamen saçmalık, Güzellik insanın dışındadır. Kendimi güzelliğimle seviyorum. Hüznü bırak ve sevilmeyi hak eden insan ol" gibi birşeyler der.
Abartısız, tatlı, sakin bir film. abartılı, yorucu oyunculuk da yok. Tavsiye edilir. Ayrıca son not olarak, Josh Rodney acaba Ted karakterinin etkisinde kalıp o karakterden rol çalmış mıdır? Diye şüphe etmiştim ama şüpheye yer yok. Çok da güzel kendi çalıp oynamış. (Yazan: Eren)